“Deli ve Dahi” filmi 19.yüzyıl İngiltere'sinde geçen gerçek bir hikayeden uyarlanmış etkileyici bir yapım. Oxford sözlüğünün hazırlanış sürecini konu alan film, iki karakterin yollarının kesişmesi ile başlıyor. Bir yandan çok zeki olan ama akıl hastanesine kapatılan Dr. William Minor, diğer yandan ise sözlük için büyük bir tutkuyla çalışan editör James Murray. Yolları, Oxford sözlüğünü oluşturmak amacıyla kesişiyor.
“Deli ve Dahi” sadece bir sözlüğün hikayesi değil, aynı zamanda insanın iç dünyası, arkadaşlık, delilik ve dahilik arasındaki ince çizgi gibi birçok konuyu da işlemiş.
Filmi izlerken kendimi o dönemin büyüsüne kapılırken buldum. İlk sahnelerdeki Londra'nın karanlık ve ürkütücü sokakları, akıl hastanesinin gizemli ve ürkütücü havası, sözlüğün hazırlandığı odanın huzurlu ortamı ve o dönem giyilen elbiselerin zarifliği muhteşemdi. Kendimi filmdeymiş gibi hissettim.
Dr. Minor akıl hastanesinde kapatılmasına rağmen kelimelerle kurduğu dünya sayesinde özgürleşiyor. Professor Murray ise zekasıyla dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışırken kendi iç dünyasında kayboluyor. Ailesiyle veya sözlüğün diğer destekçileri ile bazı sorunlar yaşıyor. İkisinin de ortak noktası ise kelimelerle kurdukları bağ. Kelimeler onların hem hapishaneleri hem de kurtuluşları ve huzur buldukları yer oluyor. Ayrıca sözlük yapmak sadece kelimeleri bir araya getirmek değil, aynı zamanda insan deneyimini, düşüncelerini ve duygularını tanımlamaktır. Son olarak delilik ve dahilik arasındaki ince çizgiye sevdiğim bir diziden örnek vererek bitirmek istiyorum. (Dizinin adı:A Daily Dose of Sunshine psikoloji türünde yapım seviyorsanız izleyin derim.)“Hepimiz normal ile anormal arasındaki o ince sınırda duruyoruz. “
Yorumlar
Yorum Gönder